Hollanda’da bir süredir başkent Amsterdam’ın kalabalığı tartışılıyor. Kent yönetimi turist sayısını azaltmak amacıyla önceki yıllarda bazı önlemler almıştı, onlara yenilerini eklemeye hazırlanıyor.
Hollanda’da bir süredir başkent Amsterdam’ın kalabalığı tartışılıyor. Kent yönetimi turist sayısını azaltmak amacıyla önceki yıllarda bazı önlemler almıştı, onlara yenilerini eklemeye hazırlanıyor.
Yeni önlemlerden biri, kentteki yeme içme (catering) hizmeti veren işletmelerin kapanış saatlerini öne çekme ve gıda satış kurallarını sıkılaştırma olmuş. Kent merkezindeki turistik dükkanların ve yeme-içme mekanlarının sayısında azalma sağlarken, bu alanlara yeni yatırımları caydıracağı düşünülen önlemlerle şehirdeki kalabalık azaltılmaya çalışılıyor.
İşletmeciler karar tepkili, kalabalığın nedeninin kendileri olmadığını söylüyor.
Konuyla ilgili son tartışmaları araştırırken, Het Parool gazetesinde bir söyleşiye rastladım. Herman Stil imzalı söyleşi, Utrecht Üniversitesi’nden kent (şehir) coğrafyacısı Dr. Iris Hagemans’la yapılmış.
Dr. Hagemans, Amsterdam yönetiminin perakendecilere ve catering girişimcilerine yönelik yaklaşımını ele alan Snacks and the City (Atıştırmalıklar ve Şehir) adlı teziyle doktora derecesini almış bir bilim insanı. Özetle şunları söylüyor:
‘‘Şehir merkezindeki kalabalık ve huzursuzlukla mücadelede, dükkan ve yeme-içme mekanlarına sürekli kısıtlama getirilmesi beyhude bir yaklaşım. Girişimciler kalabalığın sebebi değildir. Bunlarla mücadele ederken, her zaman sorunun kendisini değil, bir semptomu ele alıyoruz: Kalabalıklar ve bunlarla ilişkili rahatsızlıklar.
Kalabalık sadece insan sayısıyla değil, aynı zamanda bir alanın kapasitesiyle de ilgilidir…
Catering sektörünün açılış saatlerini kısıtlarsanız, aslında bir alanın kapasitesini daha da azaltmış olursunuz. Kapanış saatinden sonra daha yoğun olacak: İnsanlar sokaklarda kalmayı veya başka yerlere gitmeyi tercih edecekler. Acaba bu iyi bir seçim mi?’’
Söyleşi uzun. Amsterdam’ın kalabalığından rahatsızlıklar, kentteki monokültüre (tekçil kültür)l gidiş, Amsterdamlıların kentten kaçış (uzaklaşma), turizm açısından durum gibi her açıdan soru ve değerlendirme var.
‘‘Eee! Bundan bize ne?’’ denildiğini duyar gibiyim. Ben de öyle dedim başta. Fakat kent coğrafyacılığı kafama takıldı.
Biraz sayfa karıştırınca, coğrafya biliminin fiziki coğrafyada 12, beşeri coğrafyada 4, ekonomik coğrafyada 7, bölgesel coğrafyada 3 olmak üzere 26 uzmanlık dalına ulaştığını gördüm.
Bunlar arasında turizm coğrafyası, ulaşım coğrafyası, tarım coğrafyası, yerleşim coğrafyası gibi dallar da var.
Merak ettim, ‘‘turizm ve tarım başkenti’’ dediğimiz Antalya ile ilgili kararlarda bu uzmanlıklar ne kadar kullanılıyor?
Özellikle de…
Antalya’nın doğusunda ulaşım tam bir azaba dönmüşken, buradaki tesisler yarı kapasite ile çalışırken, yataklar Avrupa’daki hostel fiyatına pazarlanırken; çok sayıda antik kent kalıntısını, hektarlarca tarım ve koruma alanını yarıp geçerek Antalya’nın batı kıyılarını yağmaya açacak olan Finike-Demre-Kaş-Kalkan yol projesinde ısrar edilirken...
mustaydn@gmail.com