Amstelveen, Hollanda’nın başkenti Amsterdam’a bitişik bir şehir. Amstelveens Nieuwsblad, bu şehirde yayınlanan yerel bir gazete. Hem internet gazetesi, hem basılı olarak yayınlanıyor. Basılı gazete her Perşembe günü, Amstelveen’deki tüm evlere ücretsiz dağıtılıyor.
Bu gazetenin 26 Şubat tarihindeki sayısında bir sayfa dikkatimi çekti.
Sayfada ‘‘Amtelveen’in dünü ve bugünü’’ anlamında bir başlık, altın iki büyük fotoğraf yer alıyor. Fotoğraflarda bu şehrin önemli semtlerinden birinin havadan çekilmiş görüntüsü var. Siyah beyaz fotoğrafta 1954, renkli olanda 2024 yazılı. Başlığın altındaki açıklamada da ‘‘Aradaki farkı bulun’’ deniliyor ve fotoğrafların öyküleri anlatılıyor.
Ben uzun uzun baktım fakat renk ve ağaçların büyümüş olmasından başkaca değişim göremedim.
Antalya’nın geleceğine yön vermek amacıyla ‘‘21. Yüzyılda Antalya Çalıştayları’’ başlatılmış. Antalya Kent Konseyi’nin öncülüğünde, Akdeniz Üniversitesi, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya Bilim Üniversitesi, Belek Üniversitesi, kamu kuruluşları, ilçe belediyeleri, meslek odaları, dernekler ve özel sektör temsilcilerinin iş birliğiyle düzenlenen çalıştayların ilki bugün (12 Mart) başladı. Bu çalıştaylarla ‘‘şehrin sürdürülebilir gelişimine katkı’’ sağlamayı hedefliyormuş.
‘‘Acaba’’ diyorum…
‘‘Antalya’nın 10’ar yıllık arayla çekilmiş görüntülerini yan yana koysak arada benzerlik bulabilir miyiz? Üniversiteleri bir yana bırakırsak, ‘21. Yüzyılda Antalya Çalıştayları’nın işbirlikçileri, bu kentin olumsuz yöndeki değişimlerine katkılarını da gözden geçirirler mi?’’
Bu Antalya’yı ecinne çarpmadı, çarpık beton ormanlarını uzaylılar dikmedi. İyisiyle kötüsüyle hepsi kent yönetimlerinin, kentte iş yapanların ve kentte yaşayanların eseri.
Yanlış yorumlanmasın, çalıştaya karşı değilim. Kendimce bir öneri sunuyorum; ‘‘sürdürülemez gelişime katkı’’lar tespit edilirse, ‘‘sürdürülebilir gelişime katkı’’ daha sağlıklı ve kolay olur.
Yanlışı görüp kabullenmeden, doğruyu nasıl bileceğiz? Yanlışı yapanlar yanlışlarını görüp kabullenmezse, yeni öneri ve adımlarının doğruluğuna nasıl güveneceğiz?